| | Create free blog ( Türkçe , Deutsch , Español )

crazy_frizzy

Şiir Sesli Şiir Video Aşk Hikayeleri Flash Animasyonlar

Yazılar

Ben Seni Uzaklardan Sevdim

Ben seni uzaktan sevdim sevgili,

Ben sana yüreğimi verdim,

 

 

Seni çok sevdim öyle bir sevdim ki, seni imkansız olduğunu bile bile uzakta olduğunu bile bile sevdim,öyle bir yer yaptın ki yüreğime kocaman bir yer kocaman, küçücük yüreğime sığdırdım büyük aşkını…

 

 

 

Seni,hasretini,seni görememenin üzüntüsünü,seni özlemeyi seni hissetmeyi seni sevmeyi , her şeyinle oradasın, küçük yüreğimdesin sen…

 

 

Senin için ‘o uzakta’ diyorlar, ama hep yanındayım yanımdasın elimi kalbime koyunca sana dokunabiliyorum, nasıl uzaklık bu nasıl anlayamıyorum,gözümü kapatınca yanında oluyor acınca yuzune bakabılıyorum, seni ben de hissedebiliyorum elini tutabiliyor ,yüzünü,hayalini bütün güzelliklerini görebiliyorum. Söylesinler şimdi bu nasıl uzaklık anlatsınlar bana anlayamıyorum böyle uzaklık mı olur sevgilim, kendime bakınca seni görebiliyorum.

 

 

 

Çünkü ben sen olmuşum,sen ve ben bende bir bütün olmuşuz, uzakta değilsin sevgilim.. Yanımda başucumdasın, hiç kimsenin olamadığı kadar da yakınımdasın.. yureğimdesin sen içimdesin,damarimdasın,kanımdasın uzaklık bumu söylesinler bana,ellerin avuçlarımda sımsıkı tutuyorum elini hiç bırakmayacakmışcasına, sımsıkı sıkı sarıyorum boynuna sımsıkı bu nasıl uzaklık söylesinler şimdi bana sevgili söylesinler…

 

 

 

 

Sabahı öptüm gözlerinde geceyi yaktım

Atesi aldım dudagından sözleri yaktım

Ben seni uzaklarda ben seni tuzaklarda

Ben seni yasaklarda sevdim

Ben seni yasaklarda...

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Baharı öptüm saclarında kısları yaktım

Umudu aldım yüregimden düsleri yaktım

Ben seni uzaklarda ben seni tuzaklarda

Ben seni yasaklarda sevdim

Ben seni yasaklarda...

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Gözümden damlayan gözyaşımsın

Yüreğimin sızısı,canımın yarısı deli sevdam..

Uzaklarda sevdim ben seni..

Yasaklarda sevdim ben seni..

Gelmeyeceğini bile bile,

Yanımda istedim hep seni.

Ve de çok özledim çok!..

 

 

 

 

 

 

Sensiz Ömrümünüm Takviminden

Sensiz Ömrümünüm Takviminden

Belki alışkındı kulakların bu iki kelimenin dudaktaki dansına...Hoşça kal ; bir daha görüşmenin güvencesiydi. Bir önceki adımıydı bir sonraki buluşmanın...Hoşça kal denir ve hoşça kalınırdı senin aşklarında... Oysa bende Elveda demektir hoşça kal, bilemedin; kısacık zamanlara sığan tutkunun kılavuzluğundaki bu aşkta...

Duvarlarıma sana dair çok da fazla olmayan anılarımı çerçeveleyip astığım bir gece vermiştim kararımı. Her nedense çok eğri büğrü duruyordu resimler. Anılar mı yakışmadı resimlere, yoksa resimler mi yapışmadı çerçevelerin sabitliğine anlayamadım. Ama ters duran bir şeyler vardı bu tuhaf görüntüde.Sarhoş naralarını tıpkı birer otriş gibi dolamıştım kelimelerin boynuna.

Sonra birdenbire hayretle, o gideceği yönü şaşırmış naraların sokaklardan değil yüreğimden geldiğini fark ettim. Yalpalaya yalpalaya yeni bir limana demir atmaya giden, adımlarını bir türlü aynı hizaya getiremeyen bu ayaklar, benim sevdamı arşınlıyorlardı...Yine yanlış yollara, yanlış ayakkabılarla dalmıştım düşüncesizce. nasır tutan kalbimdi, parmaklarım sapasağlamdı görünüşte! Bakmamıştım mor sarmaşıklı yaprakların altındaki kocaman dikenlerini saklayan bataklıklara...

Ah aylak ruhum; yine aldanmıştı gökyüzünün kızıl, fettan saçlarına...Oysa çeviriverseydi tutkudan körelen gözlerini birkaç bakış aşağıya, sevdasına arapsaçı gibi dolanan yalanları fark edebilecekti...Ah aşka hiç doymayan aç ruhum, kısacık mutlulukların lezzetli mezeler olduğu bu sofrada, kadeh kadeh şarapları hapsedip damağına yine de aç kalktın aşkın saflığına...

Hesaplaşma yüklü bir gecenin sabahıydı sana vedam. Oysa sen sadece hoşça kal dedim sanmıştın...Kanter içinde kaldı dudaklarım sana söyleyemediklerimi kendime haykırmaktan. Söylesem anlamazdın, biliyorum...Üstünde hiçbir etiket olmayan bir şişeye konmuş bir yardım mesajıydı kelimelerim...Ben ıssız bir adada; yanında almak isteyebileceği üç şeyi bile olmayan bir kazazedeydim. Çok tirajik biliyor musun? Üç şey alamazdım yanıma, almayı isteyebileceğim tek şey sendin... Ve sen bana aynı cümlenin içindeki iki kelime kadar yakın; ve aynı zamanda aynı cümlenin içinde asla bir araya gelemeyecek iki kelime kadar uzaktın...

Çelişkilerin bileşkesi bir sevgili...Şarkılar saki olmuştu masama. Hep acı olan mezelerimi getirirken soframa, biri geldi biri gitti upuzun bir yalnızlık boyunca...Şarabımın tadı daha mı mayhoştu ne! O tanıdık tadı yapıştırabilmek için dudaklarıma, günün ağarması gerekti kadehlerin tanıdık lal kırmızısında...

Sana hoşça kal demek hiç kolay değildi...Çünkü benim için hoşça kal, elveda demekti...

Benim sözlüğüm neden farklıdır bilemedim hiç...Yazmasın istedim vedalar ve vedalara yüklü anlamlar sayfalarda, boş yere aradım uzun soluklu aşkları yırtık sayfalarda...Nedendir bilmem hep ama hep ayak izleri oldu satırlarımda...Kah kuma gömülüp kaybolan ayakların izlerini aradım çöl ıssızlığı akşamlarda, kah demirden bir örs gibi vurdum adımlarımla vurgun sonlara...

Hatırla sevgili içinde koşar adım coşan sevişlerini...Sakin limanlara demir atmak isteyen gemimin çıpası havada kaldı... Uzun soluklu bir aşkı, bir kar tanesinin bir kartopuna ve ardından bir çığa dönüşmesi gibi yaşamak isterken, sağanak yağmurda ıslanıp, sırılsıklam kaldım yalnızlığımla...Çok yükseklere saklamıştım ben sevgimi, sen upuzun adımları yüklerken bacaklarına, dümdüz bir yol üzerinde koşup durdun boş yere...Başını kaldırıp bakmayı akıl edemedin göğün gülümseyen mavi gözlerine...

Uzaklıkları hala ölçülerle sabitleyen bir düzene esirken sen, ben çok başka bir coğrafyada farklı bir iklimin estirdiği rüzgara dönüşmüştüm bile...İki kelimenin buluşamadığı cümleler, gökyüzüyle yeryüzü arasından çok daha uzak mesafelerin timsaliydi yüreğimde...Sen takılmışken bildik hikayelerin tanıdık işleyişine, ben bir masalın içinde sakince bekliyordum sessizlikle çoğalan çığlıklarımı gömüp göğsüme...

Sadece hoşça kal deyip gittim diye; yüreğin hala küskün biliyorum...Elveda çok büyük bir kelime. Sığmadı dudaklarımınsınırları içine.

Sözlüğümden haberdar olacak kadar çok kalmadın sevgili , yüreğimde. Benim “hoşça kal” ım yazılmış yanlışlıkla elveda kelimesinin yerine...Kim bilir belki de bir hoşça kal en çok bu aşktaki kadar yakışır elveda hanesine...Bazen sözcükler biz farkına bile varmadan, kayıp gider dilimizden; bizim bile yerleştirmekte güçlük çekebileceğimiz en uygun yere.....

Çok Acil Pozitif Bir Aaşka İhtiyaç Var

 

Harf harf susuşlarım başlıyor geceye...Gözlerime bir uyku ağır basıyor.Titreyen rüzgarda bir düş iniltisi,bir yalnızlık gecesi...

Aramızda bir İstanbul boğazı,zamanlardan ölüm ve imkansızlardan bir aşk.Hepsi ağır bir yük gibi üstüme basıyor.Bastıkça eziliyorum,ezildikçe kayboluyorum.

Negatif bir aşk ve hiçliğim yalnız bırakmıyor beni.

Derken yazmak istiyorum seni,mürekkebim sen oldukça...

Alfabenin en başından yazmaya başlıyorum.Tek tek ; harf harf.Noktasını koymadan raflara kaldırıyorum yazdığım kadarıyla.

Nefretim içimi ürpertiyor.

Ve çığlıklarım boğazımı yırtmaya başlıyor.

Bir hastanın sabahı beklercesine bekliyorum seni.

Gözlerine benzeyen bir masal anlat bana; sonra "Senliğini" terket bana...

Ben hiç ağlamazken sana ; yaşlarım süzülüyor mühürlü yanıma.

Sonum; Selamet...

Sonum; Cehennem...

Geceye esnemeye başlıyorum seni. Anladım! Bu gece sağ çıkılmaz bu yoldan.

Her bir geçen saniye,sensizliği sol yanıma kazmaya başlıyor.Bir mezar gibi ; derin derin...Hayatımı ve seni kaybederken, ölümü kazanıyorum.

Tam bu anda şırıngayla çekip aldım seni damarlarımdan...Tek damla sen bırakmadım içimde.

Şimdi; damarlarımdan kan yerine sen akıyor.

Soluyorum...

Soluyorsun...

Ölüyorum...

Ve ölüyorsun...

Damarlarımdaki tüm negatif aşkları çekerken,son gücümü son bir sigara yakarak tüketiyorum.Ölüm uykusu senden dahada ağır basıyor hiçliğime...

Ve ben yine uykuyu seçiyorum...

Sigara dumanında o sesin bir resmi : "Öldürme beni" !...

Ve içimdeki çığlıklar büyümeye başlıyor.Çığlıklarım büyüdükçe dışıma vuruyor seni.

Ötesi aşk...Berisi yalan...

Öyleyse yetiş!

Gizli Özne

Belkıs Dokumacı

17 Mart 2009

 

Beni Kaybetmeye Göz Yumduğun İçin

Beni Kaybetmeye Göz Yumduğun İçin...

Beni sevmediğini biliyorum artık...

Bunu görüyorum...

Bu duyguyu her tarafına öyle yaymışsın ki; sana yaklaşmasam da bunu hissedebiliyorum...

Yanlız olmak zor değil ve bu yanlızlıkla yaşamak da...

Çünkü bu, ilk yanlız kalışım değil...

Seninleyken alıştım zaten yanlızlığa, sensiz de idare edebilirim...

Tek sonurum anılar...

Öyle çoklar ki...

Her an her yerde karşımda buluyorum onları ve söz geçiremiyorum anılarıma bir türlü...

Belki de en güzeli bu; kirlettiğin her güzel duyguyu bu şekilde güzel tutabilirim ancak...

Beni asla affetmeyecekmişsin ve benim de seni affetmeyeceğimi söylüyorsun;

bunları bilemem ama dilerim seni Allah affeder...

Seni soruyorlar bana, soracaklar da...

Onlara "Öldü diyeceğim; Bir kazada kaybettim..."

ve temiz kalan anılarımla hatırlayacağım seni...

Her yıl bu gün evimde senin için hazırladığım seni...

Her yıl bu gün evimde senin için hazırladığım mezarına çiçekler koyacağım...

Seni unutmak değil amacım; sadece ilk tanıdığım, sevdiğim,

aşık olduğum insanı her zaman güzelliklerle hatırlamak istiyorum...

Seni bugün yüreğime gömüyorum...

Bu garip bir ölüm; hiçbir zaman çürümeyeceksin yüreğimde,

o pis böcekler yaklaşamayacak bebeksi tenine...

Ben engel olacağım zamanın seni unutturmasına, yok olup gitmeyeceksin...

Başka insanlar olacak, başka aşklar belki de...

Ama hiç kimse senin sevildiğin kadar sevilmeyecek,

hiç kimse dokunayamayacak bana ve hiç kimse de senin kadar acı çektiremeyecek...

Aşktan yana ne varsa bildiğim ve yaşadığım;

kendime saklayacağım bunları artık...

Çünkü ben en büyük hatayı seni böyle deli sevmekle değil ;

sana bunu hissettirmekle yaptım...

Keşke hiç bilmeseydin seni bu kadar çok sevdiğimi...

Anladım...

Sevgiden sevgiye öyle çok fark var ki...

Beni kaybetmeye göz yumduğun için...

Aşkımın avuçlarından kayıp gitmesine izin verdiğin için...

Yaşattığın bu deli, bu derin hüzün için...

Seni hiçbir zaman affetmeyeceğim...

"Bitti"

dediğimde karşı koymadın...

Bunu beklediğin öyle açık ki...

Sadece söylemekti zor olan ve ben senin yapmakta zorlandığın şeyi yaptım...

Eminim mutlusundur ve hep böyle mutlu kal...

 

 

Ya Yeniden Hayatıma Dönersen ?

Ya yeniden hayatıma dönersen ?

Buyur etmeye gücüm varda hoşçakal demeye yok.. ya yine gelipte gidersen..

yağmurla .. sel, feryat.. İstanbul yamaçlarında soluklanmaya halim kalmaz..

her akşam cektiğim günün nefesinden kalan izmariti hissediyorum.. kalbim mırıldanıyor, kalp damarlarım inliyor..

yokluğunla çoğalıp sıkışıyorum..

sana sayfalarca okunmamış mektuplar yazıyorum

yüzümü döküyorum kelimelere..

Ya yeniden hayatıma dönersen ?

Son soluğundaki beni hatırlayacak mısın.. yoksa beni dostluk kavramına mı sığdıracaksın ?

Bazen keskin iniş çıkışlarla karalıyorum hayatımı.. tıpkı bir kayada sendeleyip kafamı vurur gibi..

Sadece benim olanı istiyorum ; senimi ver , Seni..

başkalarında emanet dolaşmandan bıktım.. çizdiğim hiç bir duman senin buharına benzemiyor..

Yağmurlu buhralara sokulmamı istemiyorsan yardım et bana.. elini ver..

Ya yeniden hayatıma dönersen ?

Bir sigara kaç kez söndürülür ?

bir sen kaç kez üst üste söndürülür ?

 parmak uçlarımda yaktım seni..

peşi sıra sigaralar söndürdüler parmaklarımda..

kalbim sızlandı ve uyuttu beni..

gecenin üçünde düşüme uğradın.. uyandığımda sesin hala kulağımdaydı..

gitmenden korkup uyuyamadım.. ya yeniden hayatıma dönersen , dedim kendi kendime..

bir sen daha kaldıramazdım

cok yormuştun beni.. sere serpe toprakta bırakmıştın geçmişimizi..

yeniden yağmurlarla filizlenmesine dayanamam..

hakkını helal et sevdiğim..

mavinin altında bir yağmur daha doğarsa , bilki o gün ben mavide kalacağım..

ıslanmamak üzere..

ya yeniden hayatıma dönersen ?

özlem dolusun biliyorum..

ya yeniden hayatıma dönersen ?

uyuya kalırsan koynumda..

nasıl uyandırırım seni..

gözüm kapalı göz bebeklerini ararken kim bulabilir beni..

biliyorum koynumda , göğsümdeki yarasın..

ne olur beni satırlarda arama , göz peteklerimde arama.. sende ara..

seni bana ver , ben sende kalsın...

 

Sana Yar Diyorum Yaralarım Kanıyor

Sana yar diyorum yaralarım kanıyor ...

Biliyor musun...?

Acaba biliyor musun,suan seni ne kadar özledigimi?

Biliyor musun,

Su an beni öpmeni ne kadar cok istedigimi?

Yada sadece beni tutmani.

Biliyor musun,

Senin de böyle düsündügünü bilmeyi ne kadar arzuladigimi?

Bilseydin,

Bana sarilip, beni tutup, beni öper,

Beni anlar, bana tapar, beni sever,

Bana güc verirdin..

Seni ilk Gördügümde,kalbimi

sana kaptiracagimi biliyordum.

Seni ilk Gördügümde,

senin neyini begendigimi sordum kendime.

Beni ilk öptügünde, sana ait oldugumu biliyordum...

Cünkü o sicakligi ve o yumusakligi cok özlemistim.

Sanki seni uzun süredir taniyor gibiydim,

sanki bir ömür boyu seni beklemis gibiydim,

sanki rüyalarimda hep sen vardin,

sanki bütün ömrümu bosuna yasamisdim sensiz...

Bitti sanmıştım, unuttum demiştim,

En büyük yalan,

insanın kendine söylediği yalanmış geç anladım.

Yüreğimin seni yeniden hissetmesi,

Yaşadığım başıboş dalıp gitmelerim!...

Seninle yaşadığı bir günü,

Mahşere kadar taşımak zor gelecek biliyor musun?...

Seni özledim, anlıyor musun, özledim!!!

Gördüğüm her kuşun kanadına gözlerimi koyuyorum,

Bulunduğun diyarlara gelirler de seni görürüm diye...

Ne diyeyim...

Sana " yar" diyorum, " yaralarım" kanıyor...

Sana "yara" diyorum, tüm sözlerimin öznesi oluyor " yar' a"...

Yar'a giden yolda kocaman bir yaram var!!!

Az Kaldı Gidişime

Neler yaşadığımı bir ben bilirim,

Bakma sen herkes güya beni benden bile iyi biliyor,

Ama kimse bakmadı kafamı her yastığa koyuşumdaki çaresizliğime,

Kimse dinlemedi,eğilmedi,istemedi,

İstemedi bu dünya ne beni ne de sevgimi…

Sustum,

Korktum zannettiler,hatta bir de umarsızca güldüler,

Konuşmadım konuşmayacağım da bundan böyle,

Darp izlerini gördüler ama sormadılar nedenlerini,

Yani hepsi iyi günün dostu olmayı yeğlediler,

Elimden tutan ise hiç olmadı ne yazık ki…

Şimdi hayatımda yeni bir milada hazırlanıyorum,

Ağır,aksak ama ayaklarım yere basarak,

Bundan farklı bir dünya kurabilmek için,

Gideceğim buralardan arkama bakmayarak…

Eskiden söylediğim bir şarkı var yine tadı kalmamış dilimde,

Her dinlediğim namede sanki biraz daha oradayım,

Bir kısmım belki burada ama inan ki başka havadayım,

Ellerim titriyor,gözlerim yanıyor ama anlatmamalıyım…

Gidiyorum buralardan,

İstanbul bile inanmayacak bu apansız ve hoyrat gidişe,

Beni omzumdan tutma artık İstanbul,faydası yok,karar verildi,

Terk-i diyar var şimdi sadece serde,

Tüm yüklerimi atmış bir şekilde,

Senin o değişen çirkin yüzüne bir elveda bile demeden,

Gideceğim,sen de arkamdan sakın yalancı gözyaşı dökme

 

Artık Bilmediğim Bir Yüzü Bekliyorum Ben

Ceplerime biriktirdiğim yanlızlıklarım üşütüyor ruhumu...

Bir harf bile etmeyen yanlızlığımla sana en uzak kapı diplerinde bekledim seni,

Sana dair ne varsa ,

Bütün yaşanan zamanlarımla dakikalara inat seni gözledim.

Bildiğim kadar değil hiç bilemeyeceğim kadar yoktun yine.

Senin içine aşka dair kaç kelime yerleştirebildimki...

Kaç saniye yaşayabildin beni olduğum gibi.

Adımı duyduğunda keşkeli cümleleri atabildinmiki hayatından ?

Ağzından çıkan cümlelerin kaçı /sırf kalıplara uysun diye / düşünmeden dökülmüştü dilinden ?

Kaçının öznesi ben,yüklemi sen olablmişti söyle bana!

Sen anlıyorum dediğinde yüreğimdek sancıları gerçekten anlayablmişmiydin;

Yoksa anlamadığın bekleyişlerimin geçiştirmesimiydi bu sözler,

İşte ben seni öyle bekledim

Anlayarak

Hissederek

Yanarak bekledim...

Yanılmışım...

Hatasızım sanırken hata yapmışım seni beklerken..

Beklediğim sen değilmişsin.

Artık bilmediğim bir yüzü bekliyorum ben.

Issız Adam flim Müziği - Une Belle Histoire - Michel FUGAİN

11ryd85 

BURADAN

Anneme Mektup - Deniz TINARLI

11ryd85 

BURADAN